X

KALP KIRMAK!

Kalbi kırılanı sarıp sarmalamak, zor gelir insana. Hâlbuki çok kolaydır iki tatlı sözle gönül almak. Söyleyince eksilir, biter sanırız. Bilsek kaynaktan çıkan su gibi, tertemiz yenisi fışkıracak gönüllerden... O yaralı gönlün acısını, yangınını söndürecek... Bir insanı ferahlatmak, rahatlatmak kadar güzel bir şey var mı?

Anne çocuğunu, evlât annesini, eş can yoldaşını, arkadaş sırdaşını, kardeş kardeşini, insan Yaradanının dediklerini anlamıyor, anlamazdan geliyor. Ne yapmamız gerektiğini biliyoruz, ama nefsimize zor geliyor, hayata geçirmek, yaralı kalbe şifa olmak, devâ bulmak... İnsan fıtrat gereği iyilik üzere yaratılmıştır. Kötülük yoktur hamurumuzda. Hamura kötülük katmak, yorgunu yokuşa sürmek, düşeni ezmek bizim nefsimizden... insan insandır dini, dili, ırkı ne olursa olsun. Her dinde her öğretide güzel davranmanın yüceliği anlatılmıştır.

Sistem aynıdır herkes için eşittir ve ne yaparsan onu yaşarsındır özü.

Kalp, Allah’ın sırça sarayıdır.

Örnek olarak şöyle bir soru yöneltilse: “Kâbe’yi yıkabilir misin?” Cevap olarak; birçok kişi “Tövbe hâşâ neden yıkalım mübarek yerleri?” derler. Ama “Kalp kırar mısın?” denilse! Günde bin defa yıkar, farkına bile varmayız. Bazen sözle bazen hareketle yaparız bunu. Ama dönüp bakmayız bile, kırılan var mı? Kırılan kalplerden, süzülen gözyaşı var mı? Hatayla, yanlışlıkla, bazen istemeyerek yapılan şeyler, yanlış anlaşılmalar olabilir. Yine de telâfi etmek lâzım. Yaralı kalbe merhem olmak o kırılan kalpten nemlenen gözün, küçük bir pınar gibi akan yaşları şefkat mendiliyle silmek, büyük erdemdir. 

Bin düşünüp bir söyleyelim. Söylerken de ya hayır söyleyelim ya da susalım!!!

Kalplerinizden sevgi ve merhamet eksik olmasın.